|
|
|
»Düşbaz diye soyut bir ismi neden seçtiniz?Kerem Kekeç: Manası düş kuran, düş yapan. Uydurma bir kelime aslında. Tabii biz hayalleri olan insanlarız. Hayal kuruyoruz ama hayallerimiz, dediğiniz gibi soyut kalıyor biraz. Tamamen gerçekleşemeyecek hayallerden ziyade gerçekleşmesini umduğumuz hayaller… Ali Ekber Kayış: İlk başlarda yaptığımız müziği karşılamıyor mu, hafif mi kalıyor diye sorduk kendimize ama yavaş yavaş bu isme ısındık ve sevdik. »Tanıtım metninde, ‘Tüm notalar çalındı, tüm şarkılar söylendi’ diye bir cümle var. Çalınan, söylenen nedir? Kerem Kekeç: Düşbaz’a ait bir şeyler yaratmaya çalışıyoruz. Herkes birbirine benziyor. Mesela rock müziğine baktığınızda herkes aslında ‘Duman’. Bir dolu grup var ama herkes ‘Duman’a ulaşmaya çalışıyor. Kimse farklı bir üretimin peşinde değil. Diğer müzik türlerinde de aynısı geçerli. Tek bir model var onun versiyonları var. Ve herkes o olmak istiyor. ‘Düşbaz’ şu anda kendine ait bir şey bulmaya çalışıyor. Denemeler yapıyor. Ali Ekber Kayış: Her şey çalındı. Diğer anlamda da çalındı. Yakın geçmişe bakın, şair ve müzisyenlerde ezgiler, sözler, imgeler hepsi birbirine benzemeye başladı. Tabii ki bunun toplumsal, politik, sosyolojik sebepleri var ve bu sanata da yansıyor. Sanat, toplumun bulunduğu bilincin bir yansıması, dışavurumudur. Ama biz bu benzeme durumundan rahatsızız. Var olan işleyişin dışında, kafamızdan geçenleri yapmak istedik. O yüzden albümde Hasan Hüseyin’in sözleri var. Unutulan şairlerin şiirleri var. Yeni dönem şairlere bakıyoruz, sadece şekilsel olarak kelime oyunlarıyla şiir meydana getirmiş. Ama içerik dersen yok. »Albümde Hasan Hüseyin’den, Âşık İhsani’den sözler var. Bu isimler, yaşadıkları dönemin koşullarından beslenerek bu sözleri yazdı. Onların muhalifliğini yaratan açlık, yoksulluk ,o dönemin etkisiyle, onları besleyen o koşullardı. Ya siz müzik yaparken nelerden beslendiniz? Ali Ekber Kayış: O dönemdeki insanlar vakitlerinin çoğunu beyinsel faaliyetlere ayırmışlar. Öyle piyasada olayım, yazayım ya da kitabım satsın gibi düşünmemişler. Bizim de oraya dönmemizin sebebi oydu. Ve onun üzerine bir şeyler kurmak istiyoruz. Oradan yola çıkarak kendimize bir yol çizmek istedik. Kendi bestelerimizin dışında aldığımız 3 şarkı da bizim damarlarımızın nerede olduğunu yansıtacak şeyler. Repertuvar sıkıntımız olmamasına rağmen aldık. Köklerimizin bir arayışıydı. »Albümde hayatın tüm sesleri var marşlar, aşk şarkıları... Ali Ekber Kayış: Hiç kimsenin güdümünde olmadan kendimizi yansıttık. Kişiyiz ve insanız. Albüm sadece marşlardan oluşsaydı, bu bizim, bir siyasi görüşün, ideolojinin uzantısı olduğumuz anlamını taşırdı. O amaç uğruna müzik yapan insanlar peki hiç mi âşık olmuyorlar? Oluyorlar tabii ki. Neden albümlerine bu tür şarkıları koymuyorlar peki? »Müzikte hep şöyle bir soru vardır; ‘Müzik kitleniz kimdir?’ hakikaten sizin de böyle bir kitle beklentiniz var mı? Bir kitleye hitap etmek sizce müziği nasıl etkiler? Ali Ekber Kayış: Popüler olma hayaliyle yola koyulmadık. Herkesin dinleyeceğini de zannetmiyorum bizi. Güzel ezgilerimiz var. Onları daha piyasa usulü sözlerle doldurup sunmamız da mümkündü tabii. Ama biz tercih etmedik. Kerem Kekeç: Mesela bağlama çalmamıza rağmen albümde kullanmadık. Bağlama olması bir albümde popüler olmanın birinci koşulu oldu bu ülkede. Ali Ekber Kayış: Tam kendimizi yansıttık lafını o yüzden söylüyorum. Mesela müzikte ilk albümlerini çıkaran gruplar genelde popüler olabilmek, tutunabilmek adına sırtını bir yere yaslaması gerekir. Ya Karadenizli olacaksınız, ya Dersimli olacaksınız, yani belli kesimlere oynamak, örneğin yörecilik yapıp onun üzerinden bir lobi oluşturacaksınız ki hemen o kitle sizi sahiplensin. Biz bunların hiç birisini düşünmedik. Kitle kendiliğinden yavaş yavaş oluşur nasıl olsa. Büyük kitlelere ulaşmak gibi beklentimiz yok. Gerçi aşağı yukarı bellidir bizim ulaşabileceğimiz kitle. Biz doğrularımızdan taviz vermek istemiyoruz. Öyle abur cubur olsun istemiyoruz. Çünkü bu uzun bir yol ve hayatımızın sonuna kadar devam edecek bir yol. »Popüler olma kaygımız yok diyorsunuz ama son dönem tüm albümlerde olan cover sizde de var… Ali Ekber Kayış: Biz hangi köklerden geldiğimizi anlatmak istedik aslında. ‘Balta’, ‘Tanrı ve Çocurları’, Halkça’yı da, beslendiğimiz damarları yansıtmak için kulandık. Dinleyiciye bunu anlatmak istedik. »Albüm kapağı çok hoş. Üç tane düş kuran insan gözlerini kapatmış, düşbaz bir halde… Denizler’e bir gönderme mi bu? Ali Ekber Kayış: Valla biz hiç böyle bir şey düşünmemiştik. Biz tamamen düş kuran üç kişi. Kerem Kekeç: Güzelmiş valla ilk siz söylüyorsunuz. Hoş bir örtüşme. »Hayatım müzik diyenler var. Siz bir yandan da müzik öğretmenliği yapıyorsunuz? Okullarda verilen müzik eğitimi müzik adına ne ifade ediyor? Kerem Kekeç: Türkiye’de çok geçerli bir öğretmenlik değil. Aslında öğretmenliğin kendisi de öyle olmaya başladı. Liselerde hedef üniversite olduğu için daha çok matematik, fizik, kimya çalışıyor çocuklar. Türkiye’deki eğitimde müzik çok fazla önem taşımıyor. Kaynak: Birgün Gazetesi
|